| ק_ร_เ_к_๏_ק_ค_t's profileק_ร_เ_к_๏_ק_ค_tPhotosBlogNetwork | Help |
|
|
2006 - 2007 APL 11/DİL YILLIKLAR “Adanalıyık dileniyik” diyerek avare avare dolaşan Gökhan bulduğu ilk fırsatta okey takımını toplayıp kaçar okuldan.Sonra ara ki bulasın!Ama eğer bir derdin,bir sıkıntın varsa sizin aramanıza gerek yok; o arar buluverir sizi ve içinizi rahatlatır.”Halladeriz başkan sıkma canını...” yani anlayacağınız o iyi günde kötü günde dostlarının yanında olur hep.
Biz onun saçlarını hiç jölesiz görmedik gerçi yakın zamanda da göremeyeceğe benziyoruz; çünkü hızla dökülüyor, kel kalacak ama olsun o bundan şikayetçi değil.Türkiye’deki kel tepelere bir yenisi daha eklenecek maalesef.TEMA’dan yardımlarını bekliyoruz; “Türkiye çöl olmasın!” =)
Tam bir GALATASARAY fanatiği bu arkadaşımız Polat Alemdar’ın açtığı o karanlık, puslu ve sonu bilinmeyen yolda yürümeyi tercih edip bir mafya işine girer mi bilmiyoruz.Delikanlılık kitabında adı geçen bu şahsiyetin aldığı notlar bilek hakkı mı yoksa kaşla göz arasında çektiği kopyalar sayesinde midir şüphe ederiz.
Karizmatik bakışları ve yağcı sözleriyle %90 arkadaşlarını dediğine getirten ender şahsiyet yürüdüğün yolda her şeyin gönlünce olması dileğiyle...Seni çok seviyoruz...
-Guduşşşş!
-Guduuuuuuu!
Bu sözcükte anlamı olmayan, Müyesser’e göre anlamı “Günaydın” olan bir sevgi sözcüğü.Sabahları “Guduuuu” diye yankılanan bir ses duyduğunuzda bilinki Müyesser ve Ezgi günlük selamlaşmasını yapmakta.
Adı bir cümle kadar uzun olduğu için çoğunlukla “Müs” nickini kullanır.Müs heniz sabah mahmurluğunu üstünden atamamışken art arda gelen sorulara verdiği tek yanıt:”Uykum var!”dır.Ama siz onu birde uykusu açılıp “Esmerim biçim biçim, ölürüm esmer için” türküsünü söylerken görün =)
Müs’le konuşmak peygamber sabrı ister.Sorduğunuz bir sorunun cevabını ancak aradan yarım saat geçtikten sonra alabilirsiniz, çünkü birinin kendisine soru sorduğunu ancak 15 dk. Sonra farkına varır ve geriye kalan 15 dk.da sorunun ne olduğunu algılar.Bu da insanın sinir krizine girmesini için yeterli bir süredir.
Müs’ü Müs yapan şeylerden ikincisi ise test çözerken suratının aldığı bin bir şekil ve çıkardığı ilginç seslerdir.O halde onu tanımak imkansızdır çünkü ağzıyla burnu, gözleriyle kulakları yer değiştirmiştir.
Müs’ün her zaman heyecanla anlatacağı komik anıları vardır.Özellikle eniştesiyle ilgili...Henüz yüzünü göremediğimiz ancak her gün adını ve maceralarını sıkça duyduğumuz İmran Bey Müs’ün örnek aldığı nadir insanlardandır.
Bir de vazgeçilmezi, Şükran’ı vardır tabi.Onu görmediği her gün hem kendine hem bize işkence.Bu işkenceden kurtulmanın yoluda onu ona katlanabilen tek insan, 12 yıllık dostu Ayşegül’le sepetlemektir.Allah ona sabır versin =)
Bozuk Türkçesiyle, kopya çekmedeki üstün başarısıyla, örülü gibi duran ama bir türlü şekle girmeyen dolgun saçlarıyla, kütüphane memuru ile girdiği komik polemikleriyle ve mavi gözlerinin ardında saklı masum yüreğiyle kolay kolay unutulmayacak bir dost.Hele de Ezgi için...
Yıllar sonra üniversiteye gittiğinde kampüste bağıra bağıra “Babamı okula çağırıyım mı?” şeklinde dolaşan birini gördüğünüzde hiç tereddüt etmeyin, o gördüğünüz Müs’ten başkası olamaz...
İnsanlara duyduğun sevgi kadar geleceğinde temiz olsun.Kahkahalarımız çınlasın kulaklarında.Güç al yaşananlardan...Seni çok seviyoruz... Kalbinden geçenler dilindedir hep.Ağzından kırıcı ya da iğneleyici söz duyulmamıştır. 10 parmağında 10 marifet bizim Seydiler gülünün.Oyunculuk yeteneği ile beraber mutfaktaki hünerleri de fazlaca gelişmiştir.Oluşturduğu tarif defterleri ve kendi ilginç karışımları ile girdiği mutfaktan şaheser yaratarak çıkar(mış!)-mış diyoruz çünkü onlardan tatmak bize henüz nasip olmadı.Yıllar sonra Öznür’ü tv’de bir yemek programı sunarken görürseniz hiç şaşırmayın. Hayatı, yaşamayı ve çalışmayı çok sever.Sevmediği tek şey rakamlar ve matematiktir.Sadece 10’a kadar saymayı bilir ve bunu herkesten gizler. En büyük hayallerinden biri de beyaz atlı prensinin onu bu diyardan alıp Eskişehir’e götürmesiymiş.Ne diyelim umarız hayallerin gerçek olur ve umarız hayatın tıpkı senin gibi sakin ve güzel geçer.Her an kayacakmış gibi durduğun gökyüzünde sıkıca tutun ve o sevimli gülücüklerinden birer buket yapıp bize göndermeyi unutma...Seni çok seviyoruz, Göçmen Kızı... Hiçbir günün boş geçmeyen bu arkadaşımızın geç kaldığında kurduğu o cümle hala kulaklarımızda “Özür dilerim toplantım vardı.”...
Çok fazla meşgüldür kendileri.Bir toplantıdan ötekine koşturur durur.Bugün tiyatro çalışması mı var, yarın sepetçioğlu, ertesi gün genç kalemler...Anlayacağınız adamın boş vakti hiç yok.Gerçi o kadar yetenek bizde de olsaydı bizde sahnelerin arana ismi olabilirdik...
Arada sırada kurduğu çok mantıklı cümleler dışında söyledikleriyle sınıfı güldürmeyi çok iyi başarır.Özellikle Orhan Hocanın derslerinde yaptığı yorumlarla tarihe farklı bir bakış açısı sunar.Tarih bilgisi oldukça gelişmiş olup en büyük hayali bir zamanlar Osmanlıya başkentlik yapmış olduğunu söylediği Mısır’a gitmektir.Umarız bu hayalin gerçek olur Fatih ama unutmadan Mısır hiçbir zaman Osmanlının başkenti olmadı =) Dilinden bestesi Sinan Özen’e, güftesi Metallica’ya ait parçaların düşmemesi dileği ile...Seni çok seviyoruz...
Yaprak sınıfımızın kontör canavarı!Onu gören herkes soracağı o müthiş soruyu tahmin ederek telefonları saklamak için çırpınır.Ama daima bir kurban vardır(ya Müs ya Ezgi)Onun, telefonunuzu almak için daima bahanesi hazırdır .Çünkü ona göre mesaj hakkınız olmasa bile çağrı atmak için 1 kontürünüz mutlaka vardır.
Birde kendi aykırılıklarına bakmadan alt sınıfları uyarır.Bu yüzden zavallı lise 1 ve 2 kızlarının korkulu rüyasıdır.Tarihi 3 düşmüş olsa bile o tarihle hep içiçedir aslında, ama cevaplayabildiği tek soru: “Çağrı Bey’in fetihlerinin amacı nedir?”sorudur.Ayrıca Yaprak Sezar hayranlığıyla da ün yapmıştır.Yaprak’ın bir önceki hayatında bir RUS ÇARİÇESİ olmuş olabileceği de muhtemel =)
Biz onu saçlarındaki renk değişikliği nedeniyle hep bir bukelemun olarak hatırlayacağız.Yıllar sonra, saçların beyazladığında ve boyamaktan vazgeçtiğinde seni yine o şen kahkahalarınla görmek dileği ile...Seni çok seviyoruz...Yolun açık olsun...
Derslerde dut yemiş bir bülbülü andıran tavrıyla ısrarla hocaların sorularına yanıt vermeyerek hocalarımızın sabır seviyelerini zorlayan bir öğrenci tipidir.
Onun suskunluk andı içtiği dersler bayram havasıyla geçmektedir.Ama bir de teneffüs zili çaldığında zille beraber Merve’nin sesi çınlamaya başlar kulaklarda.Hocaları inandıramayız Merve’nin bir makineli tüfek olduğuna.O azap dolu teneffüslerden sonra sınıfça kulaklarımız sevinçten dört köşe olmuştur.
Lise hayatı boyunca onu ne test çözerken ne de ders çalışırken gördük.Tabii sınıf geleneğini hiç bozmamıştır.Ama tarih bilgisi konusunda bu kadar bilgili olmasının temel sebebi hala çözülememiştir.Kendisine yöneltilen tüm tarih sorularını şak diye cevaplar, buna Orhan Hocanın soruları da dahildir.
Siyaset Meydanı’ndaki hararetli tartışmaları aratmayan ortamlarda Merve’nin çenesini kapalı görmek mümkün değildir.Onu bir on yıl sonraki seçimlerde bağımsız milletvekili olarak meclis yollarında görmeyi temenni ediyoruz.
Mutluluk nehrinden kana kana su içmen dileğiyle...İçindeki neşe pınarı asla kurumasın.Mutluluğun altın saçlarından tutunup bir daha da ondan ayrılmasın inşallah...Seni çok seviyoruz... Akşamdan haber verir dostlarına “sevkliyim” diyerek.Haftada 2 gün sevk alıp gitmezse rahat edemez.
Rahatsız olduğu tek mevzu bu değildir tabii.Bir de deneme sınavında Coğrafya’dan full çıkaramadığı zamanlar duyduğu rahatsızlık var elbette.Paylaştıkça çoğaldığını bildiği için sınavlarda hiç çekinmeden bu bilgilerini ihtiyacı olanla paylaşır.Ayrıca Aristo’nun “orta yol” teorisini testlere uygulayabilen bir arkadaşımız.
Yurtta çıkan isyanlara destek vermekte ve başına buyruk bir yeniçeri edasıyla hareket etmekteymiş.Üstüne üstlük son seçimlerde koğuş ağası seçilmiş.Umarız ileriki hayatında da girdiğin bitin seçimlerde, yarışlarda rakiplerine fark atarak galip gelirsin.
Bütün kararların,tercihlerin,seni zirveye ulaştırsın.Hayatın boyunca ağırbaşlılığın, dürüstlüğün ve delikanlılığınla cümle aleme örnek olursun...Yolun açık olsun...Seni çok seviyoruz... Ne zaman insanın sinirini bozan bir şey olsa Ezgi orada ve hep aynı kelimeler dudaklarında “Hakkımızda hayırlısı” Tabii her zaman bu kadar iyimser değildir kendisi.Kafası attığı zaman laf yetiştiremezsiniz.Tek çaresi müs’ün onu dansa davet etmesi =) Ezgi’nin en büyük ideali Ankara Üniversitesi’ni kazanmak.Onun değimiyle “rapçisi, rockçısı, punkçısı” hepsi onu bekliyor.Üniversiteden sonra da ver elini China... Yavaş yavaş sona gelirken bu APL serüveninin tek korkusu var Ezgi’nin; o da efsanevi müdürümüz İsmail Dönmez’den ayrılmak ve Müdür Bey’in pazartesi ve Cuma sohbetlerinden mahrum kalmak. ama çare yok bitti işte...Ezgi’yi hep o kulaklarındaki sayısız küpeleri, bir türlü düzleştiremediği kıvırcık saçları, Salı pazarı turları ve en önemlisi Müdür Bey’e olan hayranlığı ile hatırlayacağız. Yılları paylaşmak güzeldi seninle.Seni unutmak zor, anlatmaksa imkansız...Çünkü sen unutuldukça hatırlanan, anlatıldıkça bitmeyen bir dostsun.Dileriz o kara gözlerine hiç değmez yalancı karanlıklar ve bir ömür boyu mutlu olursun...Seni çok seviyoruz... NOT:Suzan’ın iğrenç yazısından çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi ama sonunda başardı suzancayı çözmeyi=) tabii Psikoloğu Kadriye Hanım’ın sayesinde =) |
|
|